
Kasım
05.11.2025
K……. / D…….
I.
Bir insanın tüm çaresizliği ve yalnızlığı ile başbaşa kalması üzerine…
O akşam iki dal Türk sigarası bulduğumuz için seviniyorduk. Ay gökyüzünde eski bir inayeti hatırlatırcasına büyüyor ve yumuşak, beyaz parıltılarıyla zeytin yapraklarını yıkıyordu.
Tüm çaresizliğimiz ve yalnızlığımızla berrak bir gurbet akşamındaydık.
II.
Her gece uyumadan evvel, üzerinde mehtabın uyuduğu o denizin bilmem kaç fersah ötesine sürükleniyorum. Issızlık ve dalga sesleri ortasında yok olma hissiyle uyuyorum. Dünyanın tüm yalnızlıkları yastığıma sığıyor.
*
11.11.2025
K…….. / D…….
Birbirine yaşam boyu tesir -ve temas- etmesine rağmen, zehirli tabiatını diğer insanların üzerine bulaştırmaktan kendini alıkoyan ve bunu bilmeden adeta ahmakça yapan tek tür insanoğlu. Acı zehrini başkasıyla kıyas etmenin hazzını yaşamaktan geri durmasa da, kendisiyle ve sonra tabiatla savaşmaktan kaçınmaz o. Farkında değildir, insanı insan öldürdüğü gibi insanı insandan yine insan korumaktadır üstelik.
*
12.11.2025
K……. / D…….
Gözleri bal köpüğü, uyuzdan tüyleri dökülmüş, yaralı bir kedi. Gökyüzünde akşam yangını. Geçen akşam yine o kediyi besledikten sonra iri kamyon tekerleklerinin altında ufalanan kumların kabartısıyla oluşmuş daracık patikadan yatağıma giderken düşündüm de, Çehov’un bir öyküsünde yaşıyor olabilir miyim?
İyice akşam çöktü mü, kuytulardaki her gövde, bir gurbet akşamının külfetiyle iki büklüm, gelecek günleri beklemektedir muhakkak.
*
14.11.2025
K……. / D…….
I.
Karanlık ufuk şimşeklerle aydınlanıyor. Kızıl bir sabah o ufuktan ansızın doğuveriyor sonra. Güneşin kızıl kum tepelerinin üzerinde uyandırdığı yansımalar eski, çok eski bir fotoğrafı andırıyor.
II.
An geliyor nasıl da kararıyor, umudumuza ait ne varsa… Yaşam öyküsüz, sessiz, kainatın ilk gecesine benziyor sanki. Böyle anlarda yıldızları izliyorum ben. Çünkü kainatın ilk gecesinde yıldızlar vardı yalnızca.
*
20.11.2025
K……. / D…….
I.
Ferdinan Bardamu ile yanlış zamanda, yanlış yerde mi tanıştım? Sanmıyorum. Tam yeri, zamanıydı gibi geliyor bana. Geçmiş yazın buhranıyla sersemleyerek ve mücadele kuvvetimin son raddesini her saat başında yeniden hatırlayarak okudum cümlelerini onun.
II.
Her sabah şanlı gövdem ile kızıl şafağı selamlayarak bok çukuru ve çakıl dolu yoldan ebedi bir ışığa ilerliyorum. Buğulu camların ardından görünen o hastalıklı köpeklerin katmerli tüyleri. Lekeli bulutlar ve hala orada duran kutup yıldızı.
*
21.11.2025
K……. / D…….
İçimde yeniden o kutsal azabı hissedebilmek… Sanki ufka kadar uzanan ıssız bir manzaraya saatlerce bakmaya benziyor. Issızlığın ve uzaklığın o yekpare, o her şeyden ayrıksı ama tüm bunlara rağmen kainatın ekseriyetini teşkil etmesi…Büyük bir ıssızlık mucizesine şahidiz. Bize ötelerden gelen hakiki inayet, ıssızlık. Bir gece vakti denizlerin ortasını düşlemek bile yeter yaşamı ve ölümü hissetmek için.
*
23.11.2025
K…….. / D……..
Franz Schubert / Symphony No. 8 in B minor, D. 759
Bir kez dahi olsa tabiatın ortasında günün doğuşunu veya batışını seyredenler, insan varlığının aslında ne kadar kıymetsiz olduğun anlarlar.
Uzaklardan duyulan hayvan sesleri, bir daldan bir dala telaşla uçuşan kuşlar ve hafif bir rüzgarla kımıldanan yapraklar. Her şeyin yalnızca kendisine ait, kendi dilindeki durgunluğu…
Tabiatın kendi rüyası, her sabah kendi sükunetini muhafaza edememekten korkmaktadır adeta. Kımıldanan yapraklardaki tevazu ve uzaktaki ağaç kümelerinden tüten esrar, bir sis bulutu halinde inmektedir ovaya.
Bizler tabiatı hayran hayran seyrederken, kendi beyhude ve iğreti varlığımızın buhranıyla, her şeyin kıymetsizliğini bize bir an bile olsa unutturacak çareler ararız. Bu yüzden savaşır, bu yüzden satın alır, bu yüzden satar ve satılırız.
*
Aralık
26.12.2025
K…….. / D…….
Gecenin karanlığı kadife bir kumaş gibi çekilmiş pencereye. Bir soğuk rüzgar başımda ıslık ıslık dolanıyor. Neler düşünüyorum neler, başım bir hoş!
Azap yüklü göğsümü sıcacık kayalarda ufalayıp, kendi çilemi yok edip böylece, şimdi başımda dolanan bu soğuk rüzgarın kesildiği yerlerde yeniden doğmak istiyorum.


