Sesimizi duyan yok mu!

İçimde kaybettiğim bir çocuk var. Üstü başı kirlenmiş. Elleri ve dizleri kan içinde. İçimde bir çocuk öldü. Hiç oynayamadığı oyuncakları ile enkaz altında kalmış. İçimde ölen bir baba var. Masaya oturmadan ben tokum diyerek bir köşede oturan. İçimde bir baba yitip gitti. Hiç hediye alamadığı çocuklarının çığlıklarında. İçimde bir baba vardı. Eşine hiç çiçek alamamış. İçimde bir anne öldürüldü. Ellerine hiç kına yakılmamış. İçimde bir anne öldü nefes alırken ateşler içinde yanarak. İçimde bir kardeş vardı. Kumanda kavgasına hep mağlup olmuş. İçimde bir kardeş öldü kıyafet kavgası verirken. Hiçbiri sağ çıkamadı enkazdan. Oyuncakları ile birlikte gömüldü. Tok karnına defnedildi. Küllerini bile bulamadılar annenin. Kumanda taşındı betonlarla, toprakla beraber. Bir duvar altında kaldı kıyafetlerle dolu olan duvar. İçimiz öldü, yaşamaya mecbur bırakıldık. Şehirler nefes almayı bıraktı. Işıkları ile birlikte ciğerleri de söndü. Sular altında kaldı şehirler, içinde yaşayan tonlarca hayaller ile birlikte. Biz aslında öldük. Hepimiz. Sadece bir kısmımız gömüldü. Toprağın altında nefes almaya mecbur kaldık. Biz aslında yaşamayı bıraktık. Gömülemedik. Gökyüzüne mezarlar kazıp, yıldızların üzerimizi örtmesini bekledik. Gecenin karanlığına sığındık yaşadığımız görünmesin diye. Güneşten medet umduk yaşamaya çalışan ölü bedenler için. Son defa sarılamadık birbirimize. Son defa seni seviyorum diyemeden yitip gittik bu dünyadan. Kırgın öldük belki de. Gülerken verdik son nefesimizi belki de. Konuşamadık. Diyecek tonlarca cümlemiz olduğu halde. Susturdular çoğu kez. Sesimiz çığlık olur diye. Bizi yalnız kaldık sandılar. Bizi yok saydılar. Görünmez değildik aslında. Sadece enkaz altında kalmıştık. Zorla nefes alabildik. Bir el bekledik. Son kez söyledik. Son defa konuştuk. Ama duyulmadı. Ama duymadılar. Siz değil biz duyduk. Hep bir ağızdan çığlık çığlığa haykırdık. 

“Sesimizi duyan yok mu?” 

Dedik. Dedik. Dedik. Diyemez hale gelene kadar bağırdık. 

Biz defalarca enkaz altında kaldık. Defalarca öldük. 

Bir kısmımız toprağın altında. Bir kısmımız nefes alıyorken ölüyüz. 

Yaşamak mı ? 

Buna yaşamak denmez. 

Buna ne denir bilemiyorum. 

Normalleşmek mi ? 

Kabul edilebilir gibi değil. 

Peki tüm bunlardan sonra son kez sormak gerekiyor. 

Sesimizi duyan var mı ?

Updates

AI Music: When Artificial Intelligence Steps Onto the Creative Stage

Sometimes, it takes just a small moment in life...

Navigating the Web3 Wave in Singapore

As the plane descended over the shimmering skyline of...

The Key to a Golden Generation: Cherishing Children’s Golden Years

Have you ever thought about building a solid house?...

Discover the Vibrant World of Tokyo and Beyond

If you’re searching for a YouTube experience that’s bursting...

Don't miss

Embracing Mortality, Celebrating Life: “1001 Nights Project”

Embracing Mortality, Celebrating Life: “1001 Nights Project” Raffles Place, SINGAPORE We...

Pitcairn Update (v2.1)

On the 5th of November 2024, exactly one year...

AdAstraa.Net Pitcairn (v2.1) Güncellemesi Başarıyla Tamamlandı

You can quickly translate the update announcement into your...

Adastraa.net – Pitcairn Update (v2.1) Announcement!

We're pleased to announce that a major website update,...

Ad Astra Manifestosu

Bu şiir, 26 Ağustos 2020 gecesi Twitter’da, #perasperaadastra hashtagi...

AI Music: When Artificial Intelligence Steps Onto the Creative Stage

Sometimes, it takes just a small moment in life to make us reflect on the future of creativity. For me, it began with… a...

Navigating the Web3 Wave in Singapore

As the plane descended over the shimmering skyline of Singapore, I couldn't help but feel a surge of excitement. The island city-state, often hailed...

The Key to a Golden Generation: Cherishing Children’s Golden Years

Have you ever thought about building a solid house? A strong foundation is a must, right? The same goes for the future of our...

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here