Son sorular ? Neden hep cevapsızlar ?

Sokak lambalarının gidip gelen ışığının altında, gidipte gelmeyen benliğimizi bekliyoruz. Yitirdiğimiz biz miyiz ? Zaman mı ? Alıp götürüyor saatler bizden pek çok şeyi. Kalanlar kime ait ? Gece kusuyor tüm öfkesini varlığımıza. Atıyor içinden adeta karanlığını. Aydınlanamıyoruz. E peki ışığı arayan kim ? Gözler alışmışken siyahın tonlarına, beyaz kirletiyor aslında. Neyi ama ? Derken çoğalıyor sorular. Cevap aramayı çoktan bıraktık. Bir yerde de kalamadık. Sadece kapattık. Hayatın kepenklerini, gözlerimizin perdesini indirdik. Sessizce. Küçük bir fısıltı çığlık olacaktı yoksa. Biz de zaten sağırdık. Duymak istemediğimiz her şeye. Görülemedik. Bilinemedik. Hissettik fakat hissedilemedik. Yine de çok çabaladık. Bir nefese yükledik her şeyi. Tek bir solukta tükettik.
Daha neden ölmedik ? Elle tutulur bir sebep kalmamışken, elimizden tutar gibi olanlara kandık. Bileklerde varlık izleri. Ve ruhumuz. Biz aslında çok yorgunuz. Durmak bir eylemden ziyade birkaç harfle sınırlı kalmışken, koşmayı denemedik mi ? Bile bile düşmedik mi ? Yine cevapsız bırakılan soruların belirsizlikleri içinde boğulurken bulunduk. Sahi gerçekten bulunabildik mi ? O halde son bir soru daha. Yine yanıtsız kalmaya mahkum.
Biz neredeyiz ?

The following two tabs change content below.

Email adresiniz paylaşılmayacak